Muvazaa Nedir ?
Muris muvazaasının anlaşılabilmesi için öncelikle muvazaanın ne olduğunu tanımlamak gerekir. Muvazaa, üçüncü kişileri aldatmak amacıyla tarafların dışarıya karşı sahte bir hukuki görüntü oluşturmalarıdır. Tarafların gerçek isteklerine uygun olmayan bir sözleşme sanki yapılmış olarak gösterilmekte ancak görünürdeki sözleşmenin hükümlerini doğurmaması istenmektedir. Taraflar bu durumu bilerek, üçüncü kişileri aldatmak için yaratırlar.
Muris Muvazaası Nedir ?
Muris muvazaası ise, bir kimsenin mirasçısını mirastan yoksun bırakmak amacıyla yaptığı karşılıksız kazandırmayı, satış ya da ölünceye kadar bakma sözleşmesi gibi göstermesidir. Aslında burada murisin amacı, ileride mirasçılarının tenkis davası açarak miras paylarını almalarını engellemektir. Özetle, miras bırakan kişi aslında bağışlamak istediği malını para karşılığında devretmiş gibi göstererek, ileride mirasçıların davası açmasını engellemek ister. Muris muvazaasından bahsedebilmek için, yapılan işlemin 4 unsurdan oluşması gerekir. Bunlar, görünürdeki işlem, muvazaa anlaşması, üçüncü kişileri aldatma amacı ve gizli sözleşmedir. Görünürdeki işlem, tarafların hüküm doğurmasını istemedikleri sözleşmedir. Yani taraflar aslında bu sözleşmeyi yapmak istemezler ama üçüncü kişileri aldatmak amacıyla bu sözleşme yapılmış gibi gösterilir. Malını aslında bağışlamak isteyen kişinin, tapuda satış gibi göstermesinde, yapmış olduğu satış sözleşmesi görünürdeki işlemdir. Çünkü kişinin malını satmak gibi bir niyeti yoktur, aldatabilmek için bu sözleşmeyi yapmaya mecbur kalmıştır. Muvazaa anlaşması ise tarafların görünürdeki sözleşmeye rağmen asıl amaçlarının üçüncü kişileri aldatmak olduğu, bu yüzden söz konusu görünürdeki işlemin hüküm doğurmayacağı konusunda yapmış oldukları anlaşmaya denir. Üçüncü kişileri aldatma amacı yine muris muvazaasının doğasında olan bir unsurdur. Bütün bu işlemlerin amacı aldatmaya hizmet eder. Gizli sözleşme, görünürdeki sözleşmenin arkasında tarafların asıl yapmak istedikleri sözleşmedir. Satış gibi gösterilip aslında bağışlanan malda, gizli sözleşme bağışlama sözleşmesi, görünürdeki işlem ise satıştır. Buradaki gizli sözleşme aslında tarafların iradesine uygun olduğundan ilk bakışta geçerlidir diyebiliriz. Dikkat edilmesi gereken önemli nokta, bu gizli sözleşmenin şekil şartına bağlı olup olmadığıdır. Bağışlama örneğinden devam edersek, tapulu bir taşınmazın bağışlanması, tapuda yapılacak olan sözleşme sonunda olur. Taraflar böyle bir şekil şartını yerine getirmediklerinden gizli sözleşme de geçersiz olacaktır. Toparlamak gerekirse, kişilerin yaptığı görünürdeki sözleşme, aldatma amacı taşıdığı ve bu yüzden de iradeleri uyuşmadığı için geçersiz, aslında yapmak istedikleri gizli sözleşme ise gereken şekil şartlarını taşımadığı için geçersiz olacaktır.
Yargıtay’a Göre Muris Tarafından Üzerine Mal Devredilen Mirasçı Bunun Karşılığını Para Olarak Vermek Zorunda Değildir
‘’ Somut olayda, miras bırakan kendi kızına tapuda satış suretiyle taşınmaz devretmiştir. Diğer mirasçılar da bunun kendilerinden mal kaçırma amaçlı olduğunu iddia etmektedirler. Satışa konu edilen bir malın devrinin bir bedel karşılığında olması gerektiği kuşkusuzdur. Ancak, satışa konu malın karşılığının mutlaka para olması gerekmez, diğer bir ifadeyle bu karşılık mal veya hizmet olarak da verilebilir. Taşınmaz kendisine devredilen davalı, miras bırakanın bakım ve ihtiyaçlarını karşıladığından tapudaki devir mirasçılardan mal kaçırma amacı taşımamaktadır. Bu nedenle tapu iptal ve tescil davası reddedilmelidir. ‘’ (1. HD., E. 2013/9160 K. 2014/4955 T. 05.03.2014)
Yargıtay’a Göre Muris Sağlığında Mallarını Tüm Çocuklarına Hakkaniyetle Paylaştırdıysa Sonradan Muvazaa Nedeniyle Dava Açılması Yerinde Değildir
‘’ Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; miras bırakan M...Y...'ın 1828 parsel sayılı taşınmazını 12.07.2005 tarihli akitle satış yoluyla davalıya temlik ettiği anlaşılmaktadır. Davacılar, muris tarafından davalıya yapılan temlikin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmışlardır. Mahkemece, murisin sağlığında hak dengesini gözetecek şekilde tüm çocuklarına mal paylaştırdığı belirlenmek suretiyle davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davacıların bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine. ‘’ (1. HD., E. 2009/7042 K. 2009/8295 T. 13.7.2009)
Muris Muvazaası Nasıl İspatlanır ?
Hakları ihlal edilen mirasçılar, muvazaa iddialarını tanık dahil her türlü delille ispat edebilirler. Çünkü, muvazaalı sözleşmeye taraf olmadıkları için kendilerinin yazılı bir delil göstermeleri neredeyse olanaksızdır. Bu yüzden hakkı ihlal edilenlere bir ispat kolaylığı sağlanmıştır. Buna karşılık, muvazaa iddiası eğer sözleşmenin tarafların biri tarafından ispatlanmak istenirse, bu iddianın yazılı delille ispatlanması gerekir.
Yargıtay’a Göre Kişinin Alım Gücü, Taşınmaz Satış Bedeli Gibi Unsurlar Muvazaanın İspatında Önem Taşır
‘’ Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun içinde ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır. Somut olayda davacı, kendi payı bakımından istekte bulunmadığına, annesinin payı bakımından muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak dava açmış bulunduğuna göre, yukarıdaki ilkeler uyarınca ve iddianın her türlü delille kanıtlanabileceği gözetilerek işin esası incelenmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli değildir. ‘’ (1. HD., E. 2012/13529 K. 2013/439 T. 21.1.2013)
Muris Muvazaası Nedeniyle Tapu İptal Davasını Kimler Açabilir ?
Saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen her mirasçı muris muvazaası nedeniyle tapu iptali davasını açabilir. Sadece mirası reddeden, miras hakkından feragat eden ve mirastan çıkarılan kişiler açamaz. Ayrıca bu davayı mirasçılar tek başlarına da açabilirler. Her bir mirasçı, diğer mirasçıların onayını almadan kendi başına tapunun iptalini isteyebilir. Burada tek dikkat edilmesi gereken, mirasçının kendi payı için dava açması durumunda tek başına hareket edebileceğidir, yoksa malın terekeye dönmesini talep ediyorsa diğer mirasçıların da onayı gerekir.
Muris Muvazaası Nedeniyle Tapu İptal Davası Hangi Sürede Açılmalıdır
?Kanunun öngördüğü herhangi bir süre yoktur. Miras bırakan vefat ettikten sonra, haklarının muvazaa nedeniyle ihlal edildiğini düşünen mirasçılar istedikleri zaman bu davayı açabilirler.
Muris Muvazaası Nedeniyle Tapu İptal Davası Nereye Açılır ?
Dava, tapu iptali istenen taşınmazın bulunduğu yerdeki Asliye Hukuk Mahkemelerine açılmalıdır.
