İş Kazası Nedir, Hangi Durumlar İş Kazası Sayılır ?
İş kazası, en kısa tanımıyla, ,işverenin sorumlu olduğu işle ilgili kazadır. İş kazası çeşitli durumlarda karşımıza çıkabilir. Kanunumuz temel olarak iş kazalarını 4 farklı kategoriye ayırmıştır. Bunları incelemeye geçersek, . İlk olarak, işçinin işyerinde bulunduğu sırada gerçekleşen iş kazasına bakalım. İşyeri fiziki alanının içinde gerçekleşmesi iş kazası sayılması için yeterlidir. Kazanın iş saatleri içerisinde meydana gelip gelmediğinin önemi yoktur. Örneğin, mesaisi biten ama işyerinde arkadaşlarını bekleyen işçinin başına gelen kaza, ya da işyerinin otoparkında aracını tamir eden işçinin başına gelen kaza iş kazası sayılır. Burada, kazanın sebebi de önemli değildir. Kaza iş sebebiyle olabileceği gibi başka bir sebeple de meydana gelmiş olabilir. O zaman toparlarsak, işyeri sınırları içerişinde sayılan yerlerde meydana gelen kazalar, herhangi bir başka şart aranmaksızın iş kazası sayılır. . İkinci halimiz, işveren tarafından yürütülmekte olan bir iş dolayısıyla gerçekleşen iş kazasıdır. Bu durumda, fiziki sınırlar ortadan kaldırılmıştır. Yeter ki kaza işverenin işini görürken meydana gelsin, kazanın nerede gerçekleştiğinin herhangi bir önemi yoktur. . Üçüncü iş kazası türü, işveren tarafından çalışmak üzere bir yerden başka bir yere gönderildiğinde yolda geçen süre içerisinde meydana gelen iş kazasıdır. Burada da kanun, çalışmak üzere başka bir yere gönderilen işçiyi, yolda başına gelebileceklerden korumuştur. Kişi arabayla, uçakla ya da trenle seyahat edebilir, aracın bir önemi yoktur. Örnek olarak, işçinin, işletme için bankaya gönderilmesi ve ona yolda araba çarpmasını verebiliriz. . Dördüncü iş kazası türü, işveren tarafından sağlanan bir taşıtla işe gidiş geliş esnasında meydana gelen iş kazasıdır. Burada işe gidiş geliş esnasında servis aracının içerişinde meydana gelen kazalardan bahsedilmektedir. Hatta sadece toplu olarak kullanılan servis aracı olmasına dahi gerek yoktur, eğer işveren işçiye özel olarak bir araç tahsis ettiyse, bu araçla gidiş geliş sırasında bir kaza meydana gelirse bu da iş kazası sayılır. O halde, işverenin tahsis ettiği özel araçla ya da iş servisiyle işe gidiş geliş sırasında meydana gelen kazalar iş kazasıdır. Bu saymış olduğumuz 4 olaydan biri işçinin başına gelir ve bu olay sonucunda hemen veya sonradan bedenen yahut ruhen bir zarar meydana gelirse, iş kazasının meydana geldiğini söyleyebiliriz. İşçi bir kaza geçirmiş ama ne bedenen ne de ruhen hiçbir zarar görmemiş olursa, iş kazası meydana geldiğini söyleyemeyiz.
İş Kazası Yaşandıktan Sonra Neler Yapılmalıdır ?
İlk olarak, işveren derhal kolluk güçlerine ve 3 gün içinde de Sosyal Güvenlik Kurumu’na iş kazası yaşandığını bildirmelidir. Eğer bu bildirim işveren tarafından yapılmadıysa, kazaya uğrayan işçi de yapabilir. İkinci aşamada, kaza geçiren işçi, hastane belgelerinin düzenlenmesi bakımından dikkatli olmalı, bu belgelerin iş kazası şeklinde düzenlenip düzenlenmediğini kontrol etmelidir, aksi takdirde hak kaybı yaşayabilir. Buna ek olarak, işçi iş kazasına yönelik olarak verdiği ifadesinde, olayları olduğu gibi anlatmalı, işten çıkarılma korkusuyla kusurun kendine ait olduğunu, işverenin sorumlu olmaması gerektiğini beyan etmemelidir. İş kazası sonucunda, tedavi masrafları ve diğer zararları karşılanmazsa, Kuruma şikayette bulunmalıdır.
Yargıtay’a Göre 3 Gün İçinde Bildirimde Bulunmayan İşverenden, İş Kazasını Bildirene Kadar Geçen Süre İçin Kurumun Verdiği İş Göremezlik Ödeneğinin Tahsili İstenir
‘’ Konuya ilişkin yasal mevzuatın incelenmesinde; 5510 sayılı Kanunun 13. maddesinde iş kazasının 4'ncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile 5'nci madde kapsamında bulunan sigortalılar bakımından bunları çalıştıran işveren tarafından, o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhal ve Kuruma en geç kazadan sonraki üç işgünü içinde iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesi ile doğrudan ya da taahhütlü posta ile bildirilmesinin zorunlu olduğu öngörülmüştür. Anılan Kanun'un 21. maddesinin 2. fıkrasında ise; iş kazasının 13. maddenin ikinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen sürede işveren tarafından Kuruma bildirilmemesi halinde, bildirim tarihine kadar geçen süre için sigortalıya ödenecek geçici iş göremezlik ödeneğinin Kurumca işverenden tahsil edileceği hükmü yer almaktadır.’’ (10. HD., E. 2014/14268 K. 2015/19446 T. 12.11.2015)
İş Kazası Sonrası İşçi Hangi Yardımları Alabilir ?
Geçirilen kaza sonucunda işçiye eğer hayattaysa geçici olarak iş göremezlik ödeneği bağlanmaktadır. Fakat işçi öldüyse, geride kalan hak sahibi yakınlarına ölüm geliri bağlanır.
Yargıtay’a Göre Bir Türk Şirketin Yurtdışındaki Faaliyetleri Sırasında Meydana Gelen İş Kazasından, İşçinin Maddi Hak Elde Edebilmesi Topluluk Sigortası Yaptırmasına Bağlıdır
‘’ Davalı işverenin Gürcistan-Batum şantiyesinde, formen yardımcısı olarak görev yapan davacının pablaj demirlerini düzenlerken ayıklama sırasında ayağını iki demirin arasına sıkıştırması sonucu yaralanmak sureti ile meydana geldiği ve bu haliyle gerçekleşen olayın davalı işveren yönünden “ iş kazası” olduğu tartışmasızdır. ...’nın davacılara 506 sayılı Yasada iş kazası sigorta kolundan öngörülen yardımları yapmakla yükümlü olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Dosya içeriğinden; yurt dışında çalışmak üzere götürülen ve kazaya maruz kalan işçinin iş kazası ve meslek hastalıklarına karşı topluluk sigortası yapılmadığı anlaşılmaktadır. Kamu hukuku alanına giren Sosyal Güvenlik Hukuku'nun hizmet akdiyle çalışanlar yönünden başlıca kaynağını oluşturan 506 sayılı Yasa ...’ya yükümlülükler getiren bir sosyal güvenlik sözleşmesi veya topluluk sigortası bulunmadığı takdirde kural olarak Türk Milli sınırları içerisinde ve Türkiye’de tescilli işyerleri ve işverenler ile kanun kapsamındaki işçiler için uygulanabilir. Başka bir anlatımla 506 sayılı Yasa'nın uygulama alanı devletin hükümranlık sahası ile sınırlı olup ülke sınırları dışında uygulanamaz. 506 sayılı Yasa'nın ülke dışında meydana gelen sigorta olaylarında uygulanabilmesi ...’na yükümlülükler getiren sosyal güvenlik sözleşmesi veya kısa vadeli sigorta kollarını da kapsayan topluluk sigortaları bulunması halinde mümkün olabilir. Somut olayda, davacının davalı işverenin Gürcistan'da bulunan işyerinde çalışırken zarar verici olaya maruz kaldığına ve Gürcistan ile Türkiye arasında ...’yı yükümlülükler altına sokan sosyal güvenlik sözleşmesi bulunmadığına ve Topluluk sigortası iş kazasını kapsamadığına göre ...’nun 506 sayılı Yasa gereğince sorumlu olduğundan söz edilmesi mümkün değildir. (21. HD., E. 2015/13511 K. 2016/7556 T. 28.4.2016)
Covid-19 ile Enfekte Olan İşçi İş Kazası Geçirmiş Sayılır Mı ?
İş kazası kavramını oldukça geniş olarak düzenleyen Kanunumuz açısından bakarsak, bir işçinin saymış olduğumuz haller neticesinde COVID-19 ile enfekte olması halini iş kazası olarak nitelendirilmesi ihtimal dahilinde görünmektedir. Ancak, işçiye virüsün kendi çevresinden veya özel amaçlarla yapmış olduğu seyahati sırasında bulaşmış olduğunun tespiti halinde ise COVID-19’un iş kazası olarak nitelendirilebilmesi çok zordur. Ek olarak, işçiye COVID-19 bulaşmasının iş kazası olarak nitelendirildiği hallerde; işverenin iş kazasından kaynaklanan hukuki sorumluluğunun tespitine ilişkin olası bir yargılamada somut olayın özellikleri, işyerinde ve işçilerine yönelik almış olduğu iş sağlığı ve güvenliğine dair önlemlerin yeterliliği ve işçilerin virüsten korunmak için işverenin uyarı ve talimatlarına uyup uymadığı hususları tarafların kusurlarının tespitinde ve tazminat taleplerinde önem kazanacaktır.
Meslek Hastalığı Nedir ?
Meslek hastalığı, işle ilgili yürütüm şartları yüzünden, sürekli olarak tekrarlayan bir sebeple meydana gelen hastalıktır. Hukukumuzda meslek hastalığı bakımından liste usulü denilen bir usul geçerlidir. Toplamda 5 grup vardır. A grubu hastalıklar, kimyasal maddelerle olan meslek hastalıklarını, B grubu hastalıklar, mesleki cilt hastalıklarını, C grubu hastalıklar, pnömokonyozlar ve diğer mesleki solunum sistemi hastalıklarını, D grubu, mesleki bulaşıcı hastalıkları ve E grubu hastalıklar fiziki etkenlerle olan meslek hastalıklarını içerir. Bu sayılan hastalıklar meslek hastalığı olarak kabul edilir ancak listede yer almayan bir hastalık için de dava açılabilir. Örneğin, pnömokonyoz hastalığı için işyerinde en az 3 yıl çalışma şartı aranır, işçi 3 yıl çalıştığını ve bu hastalığa yakalandığını ispatladığı takdirde artık meslek hastalığına yakalanmış kabul edilir. Ancak kişi mesleği yüzünden başka bir hastalığa tutulduğunu da ispatlayarak yine meslek hastalığına yakalandığını ortaya koyabilir. Özetle, kanunda sayılmış olan hastalıklar sınırlı sayıda değildir.
Meslek Hastalığının Şartları Nelerdir ?
İlk olarak işçilik şartı aranır. Kanuna göre meslek hastalığı nedeni ile hak iddia edebilecek kişi sigortalı olmalıdır. Ancak, işçi sigortalı olmasa bile, çalışması ve meslek hastalığı başka şekilde tespit edilmediği takdirde, meslek hastalığı tespit davası açılarak hem sigortalılığın hem de meslek hastalığının tespit edilmesi mümkündür. İkinci olarak meslek hastalığının işin yürütüldüğü sırada oluşması gerekir. Meslek hastalığı işçinin yürüttüğü iş sebebiyle ortaya çıkmalıdır. Kısacası, meslek hastalığı ile işçinin yaptığı iş arasında bir nedensellik bağı bulunmalıdır. Üçüncü şartımız süre şartıdır. Yazımızın başında bahsetmiş olduğumuz gibi meslek hastalığı işçinin devamlılık arz eden çalışma sürecinde ortaya çıkmalıdır. Çünkü meslek hastalığı belli bir süre sonunda bedensel ve ruhsal zararların gelişmesidir. Son şartımız ise hastalık şartıdır. Meslek hastalığı, kural olarak, saymış olduğumuz listedeki hastalıklardan biri olmalıdır. Hastalık, işçiyi bedensel veya ruhsal açıdan etkileyerek bir engelliliğe yol açmalıdır. Sağlık raporuyla veya mahkemede açılan bir tespit davasıyla saptanmalıdır.
İş Kazası veya Meslek Hastalığı Sebebiyle Meydana Gelen Zarar Nasıl Hesaplanır ?
İş kazası sonucunda işçinin vefat ettiğini varsayarsak, öncelikle, bu kişi ölmeyip sağ kalmış olsa idi çocuklarına ve eşine ne kadar süre destek olacaktı, sorusuna cevap vermemiz gerekir. Ardından, eşi evlenir mi evlenmez mi bu ihtimalin hesaplanması gerekir. Örnek olarak, 30 yaşındaki bir kadının evlenmesini tahminen %25 olarak hesaplanıp, tazminat buna göre belirlenir. Kişi ölmese ve kolu kırılsa, geçici işi göremezlik ödeneği bağlanır. İşe gidemediği günler için ihtiyacını karşılamak amaçtır. Kişinin kolu kırılmayıp kopmuş olsa, sürekli iş göremezlik geliri bağlanması gerekirdi. Bu bağlanan gelirler de yine belirlenmiş olan kıstaslara ve ihtimallere göre hesaplanır.
