Günlük yaşamda taşeron olarak bilinen kişinin, hukuksal karşılığı alt işverendir. Dolayısıyla bu iki kelime aynı anlamı taşır. Alt işveren nedir sorusunun cevabını bir örnekle açıklamak gerekirse, bir inşaat şirketinin AVM inşa ettiğini farz edelim. Günümüzde hiçbir inşaat şirketi inşaatın bütün aşamalarını yapacak donanıma sahip değildir, sahip olmasına gerek de yoktur. Genel olarak şirket kaba inşaatı yapar ve ışıklandırmayı başka bir firmaya, asansörleri başka bir firmaya, elektrik altyapısını başka bir firmaya yaptırır. İşte bu elektriği, asansörü yapan firmaların hepsi hukuken alt işverendir. Şu halde, bir yerde alt işverenlik ilişkisinin olduğundan bahsedebilmek için, 2 tane işverenin bulunması ve işin asıl işveren dediğimiz (örneğimizdeki AVM’yi inşa eden firma) kişinin işyerinde görülmesi gerekir.
Yargıtay’a Göre Alt İşverenin Amacı Asıl İşverenin İşinin Görülmesine Katkı Sağlamaktır
‘’ Asıl işveren alt işveren ilişkisinden söz edebilmek için ilk olarak mal veya hizmetin üretildiği bir işyeri olmalı ve bu işyerindeki işverenden iş alan ve ikinci bir işveren (alt işveren) bulunmalıdır. Alt işveren faaliyetini asıl işverenin işyerinde yürütse de işyerini kendi iş organizasyonu kapsamında bağımsız şekilde örgütleyebilir. Ancak yine de alt işverenin faaliyeti, asıl işverenin mal veya hizmet üretimine katkı sağlamaya yöneliktir.’’ (9. HD., E. 2011/26973 K. 2012/10277 T. 27.3.2012)
Alt İşveren-Asıl İşveren İlişkisinin Kanuna Uygunluk Durumu
Alt işverenlik müessesi, ülkemizde kötüye kullanılan bir kurumdur. Dolayısıyla bu kanuna aykırılığın giderilebilmesi için hukukumuz alt işverenlik müessesine bir takım sınırlamalar getirmiştir. Bu sınırlamalar, alt işverene devredilebilecek işler, alt işveren olarak çalıştırılabilecek kişiler ve alt işveren tarafından çalıştırılabilecek işçilere ilişkindir.
Her İş Alt İşverene (Taşerona) Verilebilir Mi ?
Kanunumuza göre, alt işverene sadece yardımcı işler devredilebilir, dolayısıyla her iş alt işverene devredilemez. Yardımcı iş, asıl iş devam ettikçe devam eden işlerdir. Örneğin, güvenlik, yemek işleri, temizlik işleri gibi işler genelde yardımcı iş olarak geçer ve işveren tarafından, alt işverene devredilmek suretiyle karşılanır.
Herkesi Alt İşveren Olarak Çalıştırabilir Miyim ?
İş Kanunu, alt işveren olarak çalıştırılabilecek kişiler (taşeronlar) bakımından da bir sınırlama getirmiştir. Kanuna göre, asıl işveren, kendisinde daha önce çalışmış olan birine alt işverenlik veremez. Örneğin, işveren, daha önce kendisinde ustabaşı olarak çalışmış olan birini alt işveren olarak işe alıp, bu adamın alt işveren olmasına izin verilmez. Çünkü böyle durumlarda genelde, alt işveren gerçek anlamda bir işveren olmaz, arkasında asıl işveren bulunur ve bütün işçileri o yönetir.
Alt İşveren Tarafından Çalıştırılabilecek Kişiler Kimlerdir ?
Asıl işveren, kendisinde çalışan bir işçiyi, alt işverene geçirmek suretiyle haklarını kısıtlayamaz. Çünkü burada işçinin haklarını azaltmak amacıyla yapılan bir işlem vardır. Ancak bu durum, işyerinden ayrılan işçinin 3-4 sene geçtikten sonra tekrar aynı yerde ama taşeron nezdinde çalışması durumuyla karıştırılmamalıdır. Çünkü bu durumda işçinin haklarını kısıtlamak amacıyla yapılan bir işlem yoktur.
Kanuna Aykırı Alt İşveren İlişkisinin Sonuçları Nelerdir ?
Kanundaki sınırlamalara uyulmaksızın kurulan alt işveren ilişkisi belirli yaptırımlara tabi tutulmuştur. Öncelikle şunu söylemekte fayda var, eğer kanuna uygun kurulan bir alt işveren- asıl işveren ilişkisi varsa, her iki işveren de işçinin haklarının yerine getirilmesinden birlikte sorumludur. Örneğin, işçinin alt işveren tarafından ödenmeyen bir ücreti söz konusu ise, işçi bu ücret için asıl işverene de başvurabilir. Ancak sınırlamalara uyulmadan kurulan bir alt işverenlik ilişkisi varsa, bu durumda kanun, alt işverenlik ilişkisini yok kabul eder ve alt işveren tarafından çalıştırılan işçileri de asıl işverenin işçisi sayar. Bu demektir ki, kanuna uyulmaksızın kurulan bir alt işverenlik ilişkisinde artık tek sorumlu asıl işverendir. Alt işveren işçilerinin ücretini, ikramiyelerini de tek başına asıl işveren ödemek zorundadır. Kısacası, kanuna uygun kurulan alt işverenlik ilişkisinde her iki işveren de birlikte sorumluyken, ilişki kanuna aykırıysa alt işveren tek başına sorumludur.
Yargıtay’a Göre Asıl İşveren, Alt İşveren İşçilerinin Kıdem, İhbar Tazminatı Da Dahil Olmak Üzere Bütün Alacaklarından Sorumludur
‘’ İşçinin asıl işverenden alınan iş kapsamında ve değişen alt işverenlere ait işyerinde ara vermeden çalışması halinde değişen alt işverenler işçinin iş sözleşmesini ve doğmuş bulunan işçilik haklarınıda devralmış sayıldığından işçinin en son alt işverence iş sözleşmesinin kıdem ve ihbar tazminatı hakedecek şekilde feshedilmesi halinde kıdem tazminatı açısından önceki işverenin devir tarihindeki ücret ve devir tarihine kadar olan süre ile sınırlı sorumluluğu, son alt işverenin ise kıdem tazminatı açısından tüm çalışma döneminden ve ihbar tazminatı ile varsa yıllık izin alacağının tamamından asıl işverenin ise işçinin tüm alacaklarından sorumlu olduğu kabul edilmelidir.’’ (7. HD., E. 2013/1175 K. 2013/1901 T. 28.2.2013)
Yargıtay’a Göre Alt İşveren-Asıl İşveren İlişkisinde Kanuna Aykırılık Varsa, Alt İşveren İşçileri Asıl İşverenin İşyerinde Uygulanan Toplu Sözleşme Hükümlerinden Faydalanabilirler
‘’ Seri halinde incelenen dosyalarda davalının elektrik üretim görevini yapan kamu tüzelkişisi olduğu anlaşılmaktadır. Bu sebeple 4628 sayılı Kanun’un 15. maddesindeki imtiyazdan yararlanmasında kuşku yoktur. Sözü edilen düzenleme ile asıl işin tamamı ya da bir kısmı 4857 sayılı Kanun'un 2. maddesinde öngörülen sınırlamalara tabi olmaksızın alt işverene verilebilir. Bu durumda sadece 4857 sayılı Kanun'un 2. maddesinin 7. fıkrası ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesi çerçevesinde muvazaa denetimi yapılabilir. Dairemizce ilk defa 4628 sayılı Kanun’un 15. maddesi konu kapsamında değerlendirilmiş olup, somut olayda davalı ile alt işverenler arasındaki ilişkinin hukuken geçerli olarak kurulduğu ve muvazaalı olmadığı sonucuna varılmıştır. Nitekim Yargıtay 7. Hukuk Dairesi de önüne gelen benzer bir dava da aynı neticeye ulaşmıştır. Geçerli bir asıl işveren-alt işveren ilişkisinde alt işverenin işçisi asıl işverenin tarafı olduğu toplu iş sözleşmesinden yararlanamaz. Bu itibarla, alt işverenin işçisi olan davacının davalı asıl işverenin tarafı olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan alacak isteminin reddi yerine kabulüne karar verilmesi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir…” (HGK., E. 2015/772 K. 2015/1280 T. 29.4.2015)
Yargıtay’a Göre İşçinin Sigorta Ödemelerinden Alt İşverenle Birlikte Asıl İşveren de Sorumludur
‘’ ….Bunlardan; asıl işverenin yanında "taşeron" olarak adlandırılan başka işverenlerin de işyerinden iş almaları ve kendi sigortalılarını çalıştırmaları ile uygulama kazanmış olan "asıl işveren-alt işveren" ilişkisini Sosyal Sigortalar Yasası açısından ele alan 506 sayılı Yasa'nm 87. maddesi hükmü, tıpkı 1475 sayılı İş Yasası'nın l/son ve 4857 sayılı İş Yasası'nın 2/6. maddelerinde olduğu gibi, aracının yanında asıl işvereni de sorumlu tutan bir içerik taşımaktadır. Amaç, sigortalının sosyal güvenlik hakkının yanında, halefi konumundaki Sosyal Sigortalar Kurumu'nun prim tahsilatının, alt işverenin yanında asıl işverenin de sorumluluğunu öngören düzenlemelerle güvence altına alınmasını sağlamaktır.’’ (21. HD., E. 2008/4432 K. 2008/7410 T. 6.5.2008)
Alt İşverenlik İlişkisindeki Kanuna Aykırılık Nasıl İleri Sürülür ?
İşçi açacağı dava ile alt işverenlik ilişkisinin kanuna aykırı olduğunu ileri sürebileceği gibi her yıl yapılan denetlemelerle de bu sonuç ortaya çıkabilir. İşçinin açacağı dava bu ilişkinin hükümsüz olması sebebiyle alacaklarını istemesine yöneliktir. 5 yıllık zamanaşımı süresine tabidir.
